Türkiye’de bu yıl hızlanan kayyum atamaları ve el koyma süreçleri, iş dünyasının çehresini değiştirdi. Resmî ve medya kuruluşlarına göre Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) yönetimine giren şirketlerin sayısı 1.116’yı buldu. Bu sayı, Türkiye’nin önde gelen holdingleriyle kıyaslandığında dikkate değer bir büyüklüğe işaret ediyor. 

TMSF, 1983’te banka mevduatlarını güvence altına almak için kurulmuş olsa da son yıllarda el konulan şirketlerin geçici yöneticisi olarak rolünü genişletti. Fonun 2025 itibarıyla çok sayıda sektörde faaliyet gösteren binin üzerinde şirkete kayyum atadığı biliniyor. 

Kayyum atamalarında hızlı artış

Geçmiş raporlarda Şubat 2025’te kayyum atanan şirket sayısı 679 olarak açıklanmıştı. Son 10 aylık süreçte bu sayı önemli ölçüde artarak 1.116’ya ulaştı. Bu şirketlerde çalışan personel sayısı da yılın üçüncü çeyreği itibarıyla 55 bin 992’ye yükseldi. 

TMSF faaliyet raporuna göre kayyum atanan şirketlerde aktif büyüklük eylül sonunda 361,2 milyar TL olarak kaydedildi. 

Fonun geçici yönetimine atadığı şirketlerin sektör dağılımı da çeşitlilik gösteriyor. İnşaat ve mimarlık alanı yüzde 14 ile ilk sırada yer alırken, gıda ve tarım sektörü yüzde 13, enerji sektörü ise yüzde 12 pay alıyor. 

Neden bu kadar genişlediler?

TMSF’nin kontrolüne giren kuruluşlar arasında medya, eğitim, enerji, gıda ve hizmet sektörlerinden çeşitli şirketler bulunuyor. Son aylarda özellikle yüksek profilli holdinglerin veya sermaye gruplarının yönetimine talep edilen kayyum kararları gündemde yer aldı. Bu kararlar, şüpheli mali işlemler, örgütlü mali suç iddiaları veya hukuki süreçler çerçevesinde verildi. 

Bu genişleme, geleneksel ölçütlerde Türkiye’nin en büyük holdingleri arasında yer alan Koç Holding ve Sabancı Holding gibi grupların sahip olduğu şirket sayılarıyla karşılaştırıldığında dikkat çekiyor. Örneğin Koç Holding bünyesindeki şirket sayısının yüzler civarında olduğu biliniyor. 

TMSF’nin rolü ve tartışmalar

TMSF’nin sadece bankacılık ve mevduat güvenliği ile sınırlı olmayan bir aktöre dönüşmesi ekonomi çevrelerinde tartışma yaratıyor. Eleştirmenler, büyüyen şirket portföyünün ekonomik rekabet, mülkiyet hakları ve yatırımcı güveni üzerindeki etkilerini sorguluyor. Destekleyenler ise yasal süreçlerle mali suistimal iddialarına karşı etkin bir mekanizma olduğunu savunuyor.

Uzmanlar, TMSF’nin genişleyen ağı ile Türkiye’nin iş dünyasında farklı dinamiklerin ortaya çıktığını ve bu yapının önümüzdeki dönemde de ekonomi gündeminde önemli yer tutacağını belirtiyor.